|
PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
|
|
25-04-2009, 05:05 PM
Mesaj: #1
|
||||
|
||||
|
PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
Milli Görüş Lider Necmettin Erbakan yaklaşık 2 hafta süren İran gezisinden döndü.İran'da önemli temaslarda bulunan Erbakan bugün basın açıklaması yaptı. Milli Görüş Lider Necmettin Erbakan yaklaşık 2 hafta süren İran gezisinden döndü.İran'da önemli temaslarda bulunan Erbakan bugün basın açıklaması yapacak. İran seyehatinin değerlendirmesini yapacağı beklenen basın açıklaması ajans5.com'dan canlı olarak yayınlanacak. İran'a yaptığı ziyarette hem din alimleri hem de devlet liderleriyle görüşen Erbakan,İran ziyaretinin değerlendirmesini yapacak Türkiye ve İran komşu ve kardeş iki müslüman ülkedir. Her ikiside İslam Konferanssı'nın üyesidir. Her ikiside D8'lerin kurucusudr. Arlarıda ki işbirliğinin her sahadaazami dereceye çıkartılması hem iki ülke halkı, hem de Ortadoğu ve büün dünya insanlığının refahı bakımından son derece faydalı ve lüzumludur. Ortak hedefler ve işbirliğini arttmak ve geliştimek için he iki ülkenin yöneticileri ve halkı büyk bir arzu ile yıllarda beri çalışmaktadır. Bu yolda büyük mesafeler katedilmiştir. Fakat; halihazırda yaşadığımız dünya şartları ve önmli tarihi dönüm noktasında bundan böyle işbirliği çalışmalaının daha büyük bir gayretle ve atılımlayürütülmesi gerekmektedir. Bunun nasıl gerçekeşebileceği hususunda fikir teatisinde bulunmak maksadıyla İran Parlamentosu'nun çoğunluğunadestek eren ve Ayetullah Harrazi'nin Genel Başkan olduğu parti önemli br adım atmış ve kardeş Türkiye'nin 54. Hükümeti'nin Başbakanı ve Türkiye'deki 40 yıllık Mili Görş Hareketi'nin Lideri olarak beni İran'a davet etmiştir. Bu davete icabet ederek İran'da kldığım 10 günlük süre esnasında Ayetullah Harrazi Beyefendi'nin yaptığı çok mükemmel bir program çerçevesinde İran'ın kıymetli devlet adamlarıyla görüştüm. Ayetullah Harrazi Byefendi'nin partisinin ileri gelenleriyle muhtelif toplantılar yaparak; 1- Türkiye le İran arasında ki münasebetlerin azami derecede geliştirilmesi, 2- Ortadou'da barışın nasıl tesis edilebleceği, 3- Irkçı Emperyalizmin kontrolünde ola hali hazır dünya yasının bütün insanlara saadet getirecek bir aaet dünyasına çevirilmesi için, Nelerin nasıl yapılabileceği üzerinde geniş fikir teatisinde bulunulmuştur. Ayetullah Harzaş Beyefendi ile tarafından hazırlanan program ve İRan yöneticilerinin büyük ilg ve sevgileri ssayesinde 10 günlük ziyaret programı hemen hemen bugüne kadar hiçbir davetliye nasip olmamış bir porgram olarak gerçekleşmiştir. Bu ziyaret esnasında 10 gün içerisinde şu görüşmeler ve çalışmalar geçekleşmiştir. 12 NİSAN PAZAR Tahran'a varış.İmam Humeyni Havaalınında Ayetullah Harrazi ve Türkiye Rahran Büyükelçisi Selim Karaosmanoğlu tarafından karşılanma. Ayetullah Harrazi başkanlığındaki parti yöneticileri ile otelde toplantı 13 NİSAN PAZARTESİ İran Eski Cumhurbaşkanı Ayetullah Ali Ekber Haşimi Rafsancani ile görüşme (İran İslam Cumhuriyeti Düzeninin Yararını Teşhis Konseyi Başkanı ve tahran Cuma Namazı İmamı) İran Eski Cumhurbaşkanı Ayetullah Hatemi ile görüşme. Dışişleri Bakanı Muttaki ile Bakanlıkta görüşme ve yemek. Tahran Belediyesi Şehir Konseyi Başkanı ile görüşme. Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Selim Karaosmanoğlu'nun 54. Hükümet Başbakanı Necmettin Erbakan onuruna verdiği akşam yemeğine iştirak. 15 NİSAN ÇARŞAMBA İran Meclisi'ne ziyaret.Genel Kurul Salonuna Davet.Yaklaşık 40 dakika Genel Kurul salonunda çalışmaları,izlerken parlementerlerle de tanışma ve görüşme fırsatı bulduk. İran Meclis Başkanı Larijani'yi ziyaret ve ikili görüşme Azad Üniversitesi'ni ziyaret.Rektör Prof. Jasbi tarafından karşılama ve brifing.öğle yemeği Milli İtimat Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı Adayı Ayetullah Kerrubi ile görüşme .Akşam yeneği. 16 NİSAN PERŞEMBE -Kum Şehri’ne varış.Vali Yardımcısı Ali Kumi tarafından karşılama. -Ayetullah Şehristani ile görüşme. -Ayetullah Musevi Erdebili ile görüşme (Azeri Ayetullah) -Medreseler Birliği Başkan Yardımcısı Ayetullah Muktedai ile görüşme (Savcılar Kurulu Eski Başkanı) -Yüksek Öğrenim öğrencilerine “İslam Medeniyeti” konulu konferans verilmesi -Ayetullah Nuri Hemadani ile görüşme -Hz. Masume’nin türbesinin ziyareti -Kum valisi Dr. Kazemi Ardekani’nin Valilik’te Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın onuruna verdiği akşam yemeğine iştirak -Tahran’a hareket 17 NİSAN CUMA -Tahran’da Cuma namazı -Cuma Namazı Müessesi Yöneticisi Muradi ile sohbet -Kur’an Müzesi’ni ziyaret 18 NİSAN CUMARTESİ -Dışişleri Bakanlığı Uluslar arası Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’ni ziyaret Katılımcıların çoğu büyükelçi olan hazuruna sunum -İran Milli Güvenlik Konseyi’ne ziyaret ve sunum 19 Nisan PAZAR -İran Yüksek Yargı Başkanı Ayetullah Şahrudi ile görüşme -İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad ile görüşme 20 NİSAN PAZARTESİ -İran Dini Lideri Ayetullah Seyyit Ali Hamaney ile görüşme 21 NİSAN SALI -İran’ın Özel Durna Havacılık ve Uzay şirketi Genel Müdürü Yakup ANTASARY tarafından Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a İran’daki uçak sanayi hakkında brifing verilmesi 22 NİSAN ÇARŞAMBA -Milad Kulesi’nde gezi ve Milat Kulesi Yönetim Kurulu Başkanı A. Golrokhi’nin Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a tesise ilişkin teknik bilgilendirme sunumu -İran gezisinin değerlendirildiği ve uluslar arası medyanın da büyük ilgi gösterdiği basın toplantısı Görüldüğü gibi, tarihi İran seyahatimiz esnasında başta; İran Dini Rehberi Muhterem Ayetullah Hamaney ve Cumhurbaşkanı Muhterem Mahmut Ahmedinecad olmak üzere ,Meclis Başkanı Laricani,İran eski Cumhurbaşkanları Ayetullah Ransancani ve Ayetullah Hatemi, Yüksek Yargı Başkanı Şahrudi,Dışişleri Bakanı Muttaki, İran Parlamentosu’nda 40 milletvekili bulunan Milli İtimat Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ayetullah Kerrubi ile çok önemli görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Milli Güvenlik Konseyi’nde de bir sunum yapma imkanı bulduğumuz seyahatimiz böylece en üst düzeyde bir seyahat olarak tarihe geçmiştir.Kardeş ülke İran’da ancak devlet başkanlarına gösterilen yakın alaka ve itibar ile Karşılandık ve ağırlandık. Bütün görüşmelerimizde gördüğümüz samimi ve kalbi yaklaşımdan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Ayrıca biraz önce okumuş olduğumuz seyahat programımızda görüldüğü gibi kardeş ülke İran’ın “ilim merkezi” olan Kum şehrinde de Ayetullahlar’la ilmi anlamda görüş teatisinde bulunduk ve Kum’da yüksek öğrenim gören öğrencilere “İslam Medeniyeti” konulu bir konferans verdik. Dışişleri Bakanlığı Uluslar arası Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’ne ziyaretimizde de çoğu büyükelçi olan haziruna dünyamızın içerisinde bulunduğu halihazır durumla ilgili önemli bir sunum gerçekleştirdik. Yine İran’ın önemli üniversitelerinden Azad Üniversitesi’ni ziyaretimizde de bilimsel ve teknolojik gelişmenin önemi konusunda temaslar gerçekleştirdik.İran’ın özel Durna Havacılık ve Uzay Şirketi Genel Müdürü Yakup Antasary’den aldığımız İran’daki uçak sanayi hakkındaki brifing de önemli temaslarımız arasında yer aldı. Bütün bu temaslarda İran’ın kıymetli yöneticilerinin Türk halkıyla aynı gayeleri benimsedikleri, iki ülke arasındaki münasebetlerin hızla gelişmesini,bölgede barışın sağlanmasını ve ırkçı emperyalizmin kaba kuvveti üstün tutan adaletsiz dünyası yerine; bütün insanlara hakkını veren,sömürü yerine kardeşçe işbirliği yapan, “Yeni bir dünya” nın kurulmasını arzu ettikleri apaçık bir şekilde görülmüştür. Bu arzuların biran evvel tahakkuku ve geliştirilmesi için Türkiye ve İran’ın en yakın bir işbirliği halinde gayretle çalışmalarının icap ettiğini görüşmeler esnasında bütün taraflarca inanılmıştır. Görüşmeler esnasında yukarda belirtilen hedeflere ulaşılması için İran ve Türkiye’de ve bilahare D-8’ler ve diğer ülkeler (D60) ile halkı ezilen diğer ülkelere (D-100’ler) teşmil edilmek üzere bir takım işbirliği merkezleri ve müesseselerin kurulmasına ihtiyaç vardır.Bu müesseselerin koordinasyon merkezlerinin tanzimi ile birbirleriyle koordineli bir çalışma gereklidir. Bu beyanda; Yukarıda belirtilen üç hedefe yönelik olarak yani; ikili ilişkilerin geliştirilmesi,bölgesel barışın tesisi ve Yeni bir dünya’nın kurulması hedefleri istikametinde gereken çalışmaları yapmak üzere; -Nelerin hangi öncelikle yapılması lazım geldiğini araştıran ve planlayan merkez, -Siyasi planlama ve işbirliği merkezi -Ekonomik işbirliği merkezi -Ekonomik düzen araştırma merkezi -Kültürü geliştirme merkezi -Sosyal Hizmetler işbirliği merkezi -Teknoloji geliştirme merkezi -Medya,tanıtma ve şuurlandırma merkezi -Kadın,aile ve çocuğu koruma merkezi -Diğer lüzumlu merkezler -Ve bu merkezlerin hizmetlerini görebilmeleri için gereken müessese ve kuruluşların tesislerinin plan ve programlı bir şekilde çalıştırılmaları ve çalışmalarının takibi gibi çok önemli görevlerin ifa edilmesi lüzumlu bulunmaktadır. Bu müesseselerin tesisi,murakabeleri,çalışmalarının takibi ve dünyanın neresinde olursa olsun fakir ve muhtaç olan kimselere yapılacak yardımlarla ilgili merkez ve müesseselerin tesisi ve çalıştırmaları için yukarıdaki hedefleri benimsemiş güçlü kuruluşların yürütücülük yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla yeni bir barış ve saadet dünyasının kurulması için ilk adımları atmak üzere adı geçen yürütücü görevini Türkiye’de Saadet Partisi’nin yapmasının,İran’da Parlemontosu’nun çoğunluğuna destek veren ve Ayetullah Harrazi’nin Genel Başkanlığı’nı yaptığı partinin yürütülmesinin yapılan müzakereler esnasında uygun olacağı görülmüştür. Hiç şüphesiz,bu işbirliği için temel şart ve yürütücülük görevini yapacak olan partilerin kendi ülkelerinin kanunları ve nizamları içinde çalışmaları temel esas olacağı da bu müzakerelerde tartışmasız ön şart olarak kabul edilmiştir. Bu esaslar dahilinde çalışmalara başlanması ve “ Yeni Bir Dünya” nın kurulması için iki kardeş ülke İran ve Türkiye’den başlamak üzere D-8’ler,diğer Müslüman ülkeler yani D-60’lar ve diğer ezilen ülkeler yani D-100’ler olmak üzere toplam olarak 5 milyarlık bir insan topluluğuna sahip küresel bir işbirliği organizasyonunu yolda çalışılması lazım geldiği hususunda görüş birliğine varılmıştır. |
|
25-04-2009, 06:35 PM
Mesaj: #2
|
||||
|
||||
|
RE: PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
Size tek bi soru; eğer AKP ile Saadet Partisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız hangi partiyi tercih ederdiniz.
|
|
25-04-2009, 06:53 PM
Mesaj: #3
|
||||
|
||||
|
RE: PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
kesinlikle saadet partisi İnsanoğlu eşrefi mahlukattır. Yani, yaratılmışların en şereflisidir. Akıl ve irade ile donatılmıştır. Bu iki önemli özelliğine binaen, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden, güzeli çirkinden ayırt edebilmektedir.
İnsanın hem kendisine, hem diğer insanlara faydalı olabilmesi aklını ve iradesini daima iyiden, güzelden, doğrudan, faydalıdan ve adaletten yana kullanması ile mümkün olabilir. İnsanların doğuştan var olan ve insan şahsiyeti ile bağlantılı olan vazgeçilmez bazı çok önemli hakları vardır. Yaşama, inanma ve fikir hürriyetlerini de içine alan haklardan vazgeçilemez. Bu haklara vaki her türlü müdahaleler hoş karşılanamaz. Yani, insanı değerli kılan bu haklardan asla taviz verilemez ve bu haklardan taviz istenemez. Bu haklar, idarecilerin, devlet birimlerinin tasallutundan mutlaka korunmalıdır. Bu haklara vaki müdahalelere karşı düşüncesi, rengi, dili, dini, ırkı ne olursa olsun herkes mutlaka tavır koymalıdır. Ferdin fertle, ferdin devletle olan münasebetleri meşru hukuk ölçülerine riayet edilerek hem korunmalı, hem de savunulmalıdır. İşte bu düzenlemede rol alana siyasetçi, fertlerin hak ve hürriyetlerini koruma amacını güden bu hakların devlet eliyle, adalet ölçüleri içinde realize edilişine de siyaset denir. Siyasetten maksat, insanların saadet ve huzur içinde hayatlarını sürdürmeleridir. Onların refah içinde, fazilet içinde hak ve adaletten kamil manada istifade etmelerini sağlamak, saygınlık, kardeşlik anlayışını vazgeçilmez bir harç olarak kullanmalarını sağlamaktır. Ülkemizde yaşayan tüm insanlarımızı cinsiyet, ırk farkı gözetmeksizin herkesin bahis konusu haklardan azami derecede istifade etmesini sağlamak, tahakkümden uzak bir anlayış sergilemek için bir araya gelen siyasi kadronun adına parti denir. Saadet Partisi de, bu partilerden biridir. Saadet Partisi’nin ana ve vazgeçilmez amacı başta ülkemizde yaşayan insanlar olmak üzere tüm insanlığı mutluluğa erdirmek, devleti saadetin engeli vasıtası değil, aracı haline getirmektir. Saadet Partisi, meşru hukuka aykırı olmayan ve bir çoğu milletler arası sözleşmelerde yer alan bu temel hakların bütün insanlara has haklar olduklarını kabul etmiş, bu hakların mutlak anlamda yaşanmalarını sağlamayı hedeflemiştir. Yani TC hudutları dahilinde yaşayan her şahıs hür bir şekilde, bu temel ve vazgeçilmez hakları kullanabilmelidir. Ürkmeden düşüncesini açıklayabilmeli, ifade özgürlüğü keyfi uygulamalarla tahdit edilmemelidir. Öğrenim hakkı herkese şamil olmalı, tahdidata tabi tutulmamalıdır. Din ve vicdan hürriyetine karşı oluşturulan engeller kaldırılmalı, herkes inandığı gibi yaşamalıdır. Laiklik bu ortamı hazırlamak, baskıcı ve tahakkümcü davranışları bertaraf etmek için kullanılmalıdır. Laiklikte aslolan kanunları tahakküm vasıtası olarak kullanmamaktır. Müdahale etmeksizin bu hakların yerine getirilmesi noktasındaki engelleri kaldırmaktır. İnsan haklarına birinci derecede önem vermeyen sistemlerden ve bu sistemlere entegre olan siyasilerden ve partilerden hayır umulmaz. Saadet Partisi’nin tercihleri ile AKP, CHP ve MHP’nin tercihleri arasında saygınlık, huzur, barış, kardeşlik, özgürlük, insan hakları, adalet ve refah görüşleri açısından çok büyük farklılıklar olduğu görülmektedir. Şöyle ki; Saygınlık ancak Saadet Partisi ile sağlanabilir. Zira, Saadet Partisi materyalist değil, maneviyatçıdır. Nefse esareti değil, nefis terbiyesini esas alır. SP sıradan Türkiye’yi değil, manen ve maddeten kalkınmış öncü, yeniden büyük Türkiye’yi hedeflemiştir. Diğer taraftan huzur, barış ve kardeşlik için, Saadet Partisi, kin ve husumeti değil, şefkat, sevgi ve hoşgörüyü, küçük bir azınlığın saadetini değil, bütün insanlığın saadetini esas almıştır. Yanlışın, zararlının, zulmün egemenliği için değil, doğrunun, iyinin, güzelin, faydalının ve adaletin egemenliğini sağlamak için siyaset yapmaktadır. Bir başka ifade ile yeryüzünün ifsadı için değil, ıslahı için çalışmaktadır. Saadet Partisi, baskıyı değil, tam ve kamil insan haklarını, güdümlü demokrasiyi değil, gerçek demokrasiyi, yanlış hak anlayışını değil, doğru hak anlayışını esas almaktadır. Ülkemizin refahı ancak Saadet Partisi’nin görüşleri ile sağlanabilir. Çünkü, Saadet Partisi rant ekonomisini değil, reel ekonomiyi esas almakta, rantiye grubunu değil, Türkiye’nin bütünüyle kalkınmasını hedeflemektedir. Diğer partilerin seçim beyannamelerinde ve açıklamalarında bu hususlara mütedair derde deva, sadre şifa hiçbir husus bulunmamaktadır. Onların tamamı IMF’den, Dünya Bankasından, faiz ekonomisinden medet ummakta ve ülkenin bu kuruluşlarca sömürülmesine bir nevi uygulamaları ile yardımcı olmaktadırlar. Saadet Partisi bunlardan farklı olarak IMF ekonomisi yerine milli ekonomiyi, faizci ekonomi yerine reel ekonomiyi, dış politikada şahsiyetli duruşu, iç politikada önce ahlak ve maneviyatı, kalkınmış, sanayileşmiş bir Türkiye’yi esas alarak, yeniden bir dünya için siyaset yapmaktadır. |
|
25-04-2009, 11:45 PM
Mesaj: #4
|
||||
|
||||
|
RE: PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
Ben AKPli veya Saadet Partili değilim ama ikisinin arasında kalsam ben de Saadet partisini tercih ederdim. Çünkü;
AKP, laiklik karşıtı eylemlerin odağı, Saadet ise daha fazla odağı olma potansiyeli taşısa da, herşeyin milli olanını savunuyor ve bu bakımdan Atatürkçü Düşünce Sistemi'yle çok daha fazla paralellik özellikler taşıyor. Ama ülkemizdeki liboşlara ya da Atatürk'ü sürekli tekrarlayan ama Atatürkçü Düşünce Sistemi'yle hiç bir alakası olmayan liberal liboşlara sorulsa, Saadet değil, AKP derler. Bu liboşlar anca Türkiye laik kalacak bilmem şöyle olacak böyle kalacak falan pişman! Alın işte ekonomimiz yıllar yılı giderek dışa bağımlı hale gelince, laiklik de böyle sallandı. Oysaki bugüne dek Atatürk'ün uyguladığı sistemden sapılmasaydı, laiklik de sallanmazdı, kriz de teğet geçerdi, AB'ye de çoktaaaan girmiş olurduk, Irak'ta-orda-burda bu kadar acı çeken milletlere aktarılanlarla, o milletler şu anda Türkiye'nin sahip olduğu seviyeye ulaşmış olurdu biz ise Japonya olurduk. |
|
26-04-2009, 06:35 PM
Mesaj: #5
|
||||
|
||||
|
RE: PROF.DR NECMETTİN ERBAKAN İRAN GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ
refah yol devam etseydi şuan türkiye çok daha farklı olurdu.şuydu buydu diyerek alaşağı ettiler resmen ne oldu türkiye kaybetti....işte 54. hükümetin yaptıklarından bazıları;Başbakan Erbakan görev süresinin son saatine kadar canla başla çalışmış ve yapılamayacağı zannedilen bir çok meseleyi halletmiştir ... Bir yıl içerisinde REFAHYOL hükümeti icraatlarından aklımıza gelenlerden bazı örnekler :
1- Herkes ve herkesim tarafından kaldıramaz denilen ve öyle inanılan PKK destekçisi ÇEKİÇ GÜÇ Kaldırılmıştır... Şimdi esamesi bile okunmuyor. Ne hikmetse herkes unuttu. 2- Bir yıl boyunca Hiç zam yapılmamıştır. Önceden her gün zam yapılırdı. Sonradan ise aylık otomatiğe bağlandı. 3- İslam ülkeleri ile ilişkiler canlandırılmakla kalmadı İslam ortak pazarı'nın ilk adımı sayılacak olan ve tüm dünya'da yankı bulan İslam Ülkeleri işbirliği teşkilatı D8 ler kuruldu. 4- Libya'da yıllardan beri bir türlü alınamayan 20 milyon dolar alınacak olan paramız ülkemize getirildi. 5- Dış ve iç borçlanma yapılmadı. Mevcut borçların bir kısmı ödendi. ( Zamsız ve ek vergisiz) 6- Bir yıl içerisinde 1 kuruşu dahi borç olmayan 40.000.000$, Dolar kaynak sağlandı. 7- Memur ve Emekli maaşlarına İLK DEFA % 50 zam yapıldı. ( Memurlar % 30 almak için mücadele ediyordu) 8- Havuz sistemi kurularak DEVLETİ, devleti sömüren sermaye babalarından kurtardı ve gereksiz faiz ödemelerini durdurdu. 9- İsrafı önledi. Devlet dairelerinde gereksiz malzeme ve gazete abonelerini ve İlanları durdurdu. Gereksiz makam arabalarının alımını iptal etti. 10- Alışıla geldiği üzere AMERİKA'YI değil İSLAM ÜLKELERİNİ ziyaret etti. ( Bağımsız ve haysiyetli diş politika örneği gösterdi ) 11- Din alimlerine başbakanlık kapılarını açtı ve İftar yemeği verdi... 12- İlk defa denk bütçe yapıldı ve yatırımlara hız verildi. vs. vs. Bunlar ilk defa başarılmış şeyler. İlk defa olmayanları yazmaya zaten yer müsait olmaz. Gerekte yok zaten. Zirve, Konsey ve Komisyondur. Üye devletlerin Devlet/Hükümet başkanlarından oluşan Zirve D-8’in en üst organıdır. D-8’in en üst organı olan Zirve, üye devletlerin Devlet/Hükümet başkanlarından oluşmaktadır. Kurulduğu tarihten itibaren 3 adet D-8 zirvesi gerçekleştirilmiştir. I. Zirve, 15 Haziran 1997, İstanbul, Türkiye, II. Zirve, 1-2 Mart 1999, Dakka, Bangladeş, III. Zirve, 25 Şubat 2001 Kahire, Mısır’da yapılmıştır. Konsey, üye devletlerin Dışişleri bakanlarından oluşmaktadır. D-8’in siyasi karar alma organıdır ve işbirliği konularının tam ve kapsamlı olarak görüşüldüğü bir forum gibi faaliyet gösterir. Komisyon, D-8’in icra organıdır. Kendi hükümetleri tarafından atanan üst düzey görevlilerden oluşmaktadır. Her bir komisyon üyesi kendi ülkesindeki ulusal koordinasyondan sorumludur. Diğer taraftan, D-8 çerçevesinde koordinasyon görevini yürütmek üzere bir İcra Direktörlüğü de oluşturulmuştur. Bu İcra Direktörlüğünün görevi, etkin iletişimi, hızlı bilgi akışını sağlamak ve toplantılar için sağlanan hizmetleri denetlemektir D8 İşbirliği alanları D-8 çerçevesinde işbirliği ve proje geliştirme için 10 adet sektör belirlenmiştir. D-8 çerçevesinde, 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Devlet/Hükümet başkanları zirvesinde işbirliği ve proje geliştirme için 10 adet sektör belirlenmiştir. Bunlar: ticaret; sanayi; telekomünikasyon ve enformasyon (bilgi); finans, bankacılık ve özelleştirme; kırsal kalkınma; bilim ve teknoloji; yoksulluğun azaltılması ve insan kaynakları gelişimi; tarım, enerji, çevre ve sağlık. D-8 faaliyetlerinin koordinasyonunda iş bölümünü sağlamak için her bir sektör bir ülkeye tahsis edilmiştir. Üye ülkelerin üstlendikleri sektör ve çalışma grupları aşağıdaki gibidir: Türkiye: Sanayi ve Sağlık Çalışma Grupları Mısır: Ticaret Çalışma Grubu Bangladeş: Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu Endonezya: İnsan Haklarının Geliştirilmesi Çalışma Grubu İran: Telekomünikasyon ve Teknoloji Çalışma Grupları Malezya: Finans, Bankacılık, Özelleştirme Çalışma Grubu Nijerya: Enerji Çalışma Grubu Pakistan: Tarım Çalışma Grubu İlk Zirvede 50-60 proje önerilmiş olmasına rağmen, kaynakları çok yetersiz dağıtmamak için aşağıdaki öncelikli altı projenin derhal başlatılmasına karar verilmiştir. Uluslararası Pazarlama ve Ticaret Şirketi’nin Kurulması (Mısır), Yoksullukla Mücadele (Endonezya), D-8 Ülkeleri Arasında Sanayi ve Teknoloji Veri Bankası Ağının Kurulması (İran), D-8 Şirketleri Arasında Ortak Girişimleri de Kapsayacak Şekilde Takaful (İslami Sigorta) Projesi’nin Oluşturulması (Malezya), Kıyı ve İç Sularında Kültür Balıkçılığının Geliştirilmesine Yönelik İşbirliği (Pakistan), Tarım Uçağının Dizaynı, Geliştirilmesi, Üretimi ve Pazarlaması (Türkiye) Mısır’ın koordinatörlüğünde yürütülen ve Kahire’de düzenlenen Ticarete İlişkin Uzmanlar Grubu toplantılarında üye ülkeler arasındaki ticaretin kolaylaştırılması ve ticaret hacminin arttırılmasına yönelik olarak çeşitli projeler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çerçevede, Ticarete İlişkin Uzmanlar Grubu toplantılarında D-8 Zirvesinde üzerinde mutabık kalınan proje önerileri arasında yer alan Pazarlama ve Ticaret Şirketi’nin kurulmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Uluslararası Pazarlama ve Ticaret Şirketi’nin temel amaçları; D-8 ülkeleri arasındaki ticaret ve pazarlama faaliyetlerini geliştirmektir. Diğer taraftan, şirketin kurulmasına yönelik fizibilite çalışmasını yapacak danışmanlık firması da belirlenmiş, önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği görevlere ilişkin takvim hazırlanmıştır. Uluslararası Pazarlama ve Ticaret Şirketi’nin temel amaçları; D-8 ülkeleri arasındaki ticaret ve pazarlama faaliyetlerini geliştirmek, D-8 üyelerinin diğer İslam ülkeleri ile olan ticari ve ekonomik ilişkilerini artırmak ve teşvik etmek ve D-8 ülkelerinden dünyanın diğer ülkelerine yapılan ihracatın artırılmasına yardımcı olmaktır. D8 ülkeleri ekonomileri Nispeten makul düzeylerden başlayarak D-8 ekonomileri yakın geçmişte oldukça yüksek büyüme oranları kaydetmişlerdir. Hızlı büyümenin önündeki engelleri kaldırmak, piyasaları serbestleştirmek ve dünya ekonomisi ile daha iyi entegre olmak için tüm ülkelerde hükümetler bir dizi reform gerçekleştirmişlerdir. Gelirlerdeki büyümeler zaten büyük ve artan nüfusla birleştiğinde gelecek yıllarda hızla büyüyen pazarlar yaratacaktır. D-8 ülkeleri nispi olarak büyük bir nüfusa sahiptirler. 1999 yılı itibarıyla D-8’in toplam nüfusu 806 milyon kişidir. Bu dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 13,5’ine tekabül etmektedir. Sekiz ülkeden dördünün nüfusu 100 milyonun üzerinde, bir ülkenin ise 200 milyonun üzerindedir. Genç nüfus yapısı D-8 için bir dinamizm faktörü oluşturmaktadır. Geçmişte kaydedilen yüksek nüfus artış oranlarından sonra dünyanın diğer ülkelerindekine benzer şekilde D-8 ülkelerinde de nüfus artış hızı düşmeye başlamıştır. Geçmişteki hızlı artışın etkisiyle nüfuslarının büyük bir bölümü yakın gelecekte de gençlerden oluşacak olması D-8’ler için bir dinamizm faktörü olacaktır. Buna ilaveten, bu genç nüfusun gittikçe artan bir bölümü, ileri teknolojili sanayilerin vasıflı iş gücü ihtiyaçlarını karşılamak için, üniversite ve araştırma merkezlerinde eğitim görmektedirler. Bu ülkelerin pek çoğunda özel sektör ekonominin itici gücü haline gelmiş ve bunun sonucu olarak da son yıllarda büyük holdingler kurulmaya başlamıştır. Bunlardan bazıları dünyanın en büyük 500 şirketi arasında yer almışlardır. Bu şirketlerin elektronik, otomotiv gibi yüksek teknolojili endüstrilerde sanayileşmiş dünyanın tanınmış firmaları ile ortaklığı, D-8 ülkelerinde önemli bir teknoloji ve sanayi tabanı oluşturulmasına yardımcı olmuştur Büyük insan kaynaklarına ek olarak, D-8 ülkeleri önemli doğal kaynaklara da sahiptirler. Büyük insan kaynaklarına ek olarak, D-8 ülkeleri önemli doğal kaynaklara da sahiptirler. Bu kaynakların bazıları hali hazırda kullanılmakta, ancak daha henüz kullanıma açılmamış büyük rezervler de bulunmaktadır. Bangladeş en büyük jüt (Hint keneviri) ihracatçısıdır ve dünyanın jüt ihracatının yüzde 80’ini gerçekleştirmektedir. Çay ve pirinç diğer başlıca ürünleridir. Bengal körfezinde doğal gazın bulunması işletmeye hazır büyük rezervlerin varlığını göstermektedir. Mısır’ın bilinen ve potansiyel gaz rezervleri önemli düzeydedir. Mısır’ın başlıca doğal kaynakları petrol ve gazdır. Petrol rezervlerinin boyutunun dünya standartlarına göre az olmasına rağmen bilinen ve potansiyel gaz rezervleri önemli düzeydedir. Diğer mineral kaynakları arasında fosfat rezervleri önemli yer tutmaktadır. Ayrıca, yüksek kaliteli pamuk, pirinç, şeker kamışı, turunçgiller ve sebzeler üretmekte ve ihraç etmektedir. Endonezya, hem tarımsal kaynaklar hem de petrol ve doğal gaz açısından zengin bir ülkedir. Mineral kaynakları arasında kömür, kalay, boksit, bakır ve nikel başta gelmektedir. Endonezya önemli bir palmiye yağı, kahve, kakao, doğal kauçuk ve ağaç ürünleri üreticisidir. İran, dünyanın bilinen petrol rezervlerinin yüzde 9’unu elinde bulundurmaktadır. Dünyanın bilinen petrol rezervlerinin yüzde 9’unu elinde bulunduran İran, bölgedeki en eski petrol endüstrilerinden birine sahiptir. Dünyada ikinci en büyük rezervler olan doğal gaz rezervleri de önemli bir gelir kaynağıdır. İran, ayrıca, demir ve boksit gibi mineral kaynaklara da sahiptir. Malezya, kalay ve kauçuk tedarikçisi olarak dünya piyasalarında önemli bir rol oynamakta, petrol ve doğal gaz üretimi de önem kazanmaktadır. Ayrıca, ülke dünyanın önde gelen tropik kereste üreticisi olmaya da devam etmektedir. Nijerya, kükürt içeriği az, yüksek kaliteli petrol rezervlerine sahiptir. Ayrıca, çok çeşitli mineral kaynaklara ilaveten nispeten büyük doğal gaz rezervlerini de elinde bulundurmaktadır. Tarım ürünleri arasında ise kakao önemli bir yer tutmakta ve petrolden sonra ihracatta ikinci sırada yer almaktadır. Yakıt kaynakları nispeten sınırlı olan Pakistan’ın manyezit, kireç taşı, mermer ve dolomit gibi yakıt dışı mineralleri içeren geniş bir ürün yelpazesi bulunmaktadır. Pakistan ayrıca önemli bir pamuk ve pirinç üreticisidir. Türkiye dünyada gıda üretiminde kendi kendine yeterli olan birkaç ülkeden biridir. Türkiye’nin çok çeşitli bir kaynak yapısı vardır. Türkiye, mevcut büyük su kaynakları sayesinde çok çeşitli ürün üretme kapasitesine sahiptir. Gerçekten de Türkiye dünyada gıda üretiminde kendi kendine yeterlilik oranı yüksek ülkelerden biridir. Buna ilaveten, Türkiye’nin enerji ihtiyacı büyük ölçüde su kaynaklarından elde edilen hidroelektriğe dayanmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de boksit, krom, demir cevheri, bor ve linyit gibi önemli yer altı kaynakları da bulunmaktadır. |
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| PROF.DR NUMAN KURTULMUŞ DAN 23 NİSAN MESAJI | yollarda | 0 | 253 |
24-04-2009 08:12 PM Son Mesaj: yollarda |
|
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi


Üye Listesi
Takvim
Yardım
İletişim
Yeni Cevap