Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İlginç Sorular ve Cevapları -2
04-02-2008, 12:39 AM
Mesaj: #1
İlginç Sorular ve Cevapları -2

Mesleği küfür yemek olan esnaf kimdi?
Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete
tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa
atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde
dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan
dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.
Mandadan asker olur mu?
Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş
için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için
bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu
tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.
Pırpırı Kıyafet’i kimler giyerdi?
19’uncu Yüzyılın başlarında İstanbullu gençler arasında kabadayılığın o zamanki diğer bir şekli olan Külhani dolaşmak moda olmuştu. Bu
kişiler başlarına üç metre boyunda şal sarar, bacaklarını açıkta bırakan kalyoncu mintanı giyer, kollarını sıvar, vücutlarına çeşitli dövmeler
yaptırarak etrafa hava atarlardı. Bu kıyafete ‘Pırpırı Kıyafet’ denirdi.
Baba Cafer kimdir?
Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını
ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.
Türkiye’nin ilk heykeli nerede dikildi?
Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in
girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları ‘Taş Dikenler’ olarak
adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker
tarafından kaldırılmıştır.
Kaşıkçı Elması nasıl bulundu ?
Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde
bulundu. Adam Elmas'ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise
anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.
Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı
İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker
sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan'dı.
Haliç'i gemi direkleri üzerinden iple geçen kimdi?
18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu Şehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte
geçti.
Serasker Rıza Paşa kimdir?
Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci
çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.
Belediye reisi kumar oynayanlara ne yapıyordu?
19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak
için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.
18. yüzyılda gençlerin gözde aksesuarı neydi?
18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük
kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.
Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak
dolaşırlardı.
Kız kulesi ne zaman "aydınlandı" ?
Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan
kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının
ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Wars begin where you will, but they do not end where you please...
[Resim: avatarau4.gif]
04-02-2008, 12:43 AM
Mesaj: #2
RE: İlginç Sorular ve Cevapları -2
"Kahraman koç"un sonu ne oldu ?
17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana
Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden
fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile
önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de
büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!
Ünlü okçu kuvvetini nasıl kanıtladı?
Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa'ya bir okçu çırağı,
"baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?" diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının
kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da
havaya kaldırdı. Ağa'nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.
Yıldırım nasıl düşüyor?
Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir değişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2 bin yıldırım
bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha
fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğranaceğiz.
Bu gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasın
rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne
inmesine neden olurlar.
Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu
yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl
buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 bin metreye
kadar tırmanabiliyorlar.Aslı tam bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine
sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif (+), alt
katmanlarında ise negatif (-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek oarayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük
saniyede bin kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30 bni derece olup güneşin yüzeyindeki
ısının 5 katı kadardır.
Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım
birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta
doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yeren havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.
Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır.
Ardından yine yukarıdan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.
Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor?
Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum
oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir.
Bilim insanları buna "Coriolis" kuvveti diyorlar.
Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir
lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.
Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre
giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir.
Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile
birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.
A'yı ekvatorda, B'yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A'dan tam kuzeye
nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna
gidecektir.
Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha
çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre
sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.
Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey
yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların,
hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.
Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun
musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar,
diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!
Yıldızların ışıkları gece niçin kırpışıyor?

Wars begin where you will, but they do not end where you please...
[Resim: avatarau4.gif]


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  :) SIK SORULAN SORULAR Misshadow 5 688 30-01-2011 08:34 PM
Son Mesaj: ^^nergis^^
  en çok merak edilen sorular ve cevapları all star 0 323 27-02-2009 10:42 PM
Son Mesaj: all star
  Tarihi ilginç olaylar.. Misshadow 3 2,703 01-06-2008 10:29 AM
Son Mesaj: Misshadow
  İlginç bilgiler Doan'Jan 0 431 19-03-2008 12:40 AM
Son Mesaj: Doan'Jan
  İlginç Olaylar Marina 2 526 10-02-2008 12:12 AM
Son Mesaj: Gazikentli
  İlginç Sorular ve Cevapları Doan'Jan 1 592 04-02-2008 12:35 AM
Son Mesaj: Doan'Jan
  İlginç BilgiLer Misshadow 0 379 01-02-2008 06:01 PM
Son Mesaj: Misshadow
  ilginç guinness rekorları burock_yıldız 2 935 21-01-2008 04:00 PM
Son Mesaj: burock_yıldız

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
İletişim | Gukti Forum | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi
MyBBDestek - MyBB Toplist Sayfaları, Dizinleri - MyBB Türkçe Destek Sitesi